Ana Sayfa » Şiirler
Aşkmıydı O?
8 Eylül 2006
41 defa okundu
21 Yorum
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
|
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
uzun zaman gecti adam olsaydın
uzun vakitler gecti adam olsaydın
birazda karı kız işlerini az yapsaydın
adam olsaydın senide alırdık aramıza
gercekleri soyleriz diye korkmadan
biraz adam olsaydın….
Sabahları yemek yiyemiyorum çünkü seni düşünüyorum,öğlenleri yemek yiyemiyorum seni düşünüyorum,akşamları yemek yiyemiyorum seni düşünüyorum,geceleri uyuyamıyom çünkü;karnım aç
Bu şiir….;
ÖZGEÇ’mişindeki başarıları tarih kitaplarına sığmayan
SARSILMAZ Ordumuzda görev yapan Mehmetçiklerimize
ve toprakları üzerinde yaşamaktan gurur duyduğum Aziz
Vatan’ımıza yazılmıştır…
Saygılarımla
VATAN
Gönlümdeki mısrayı kalemime bağladım
Kalbimin her atışı Vatan diye seslendi.
Kanayınca yüreğim yüz yerinden dağladım
Kanımın her akışı Vatan diye seslendi!
Asker oldum Vatana büyük bir ihtişamla
Taşıdım sancağımı şerefimle şanımla
Gelinliğe çizdirdim bayrağımı kanımla
Yavrumun her bakışı Vatan diye seslendi!
Bir sergiyi gezerken hayallere dalmıştım
El örmesi kilime hayretlere kalmıştım
Ay yıldızlı deseni yüreğimdir sanmıştım
Gördüğüm her nakışı Vatan diye seslendi!
Nisan yağmuru vardı gökyüzünü karartan
Gözlerde sığınacak mekanları aratan
Bir haykırış duydum ki rahmete rahmet katan
Her yıldırım çakışı Vatan diye seslendi!
Elime albüm aldım dile geldi konuştu
Kurtuluş savaşıydı gönlüm o yöne koştu
Sandım ki yüreğime alevden bir kor düştü
Gönlümü her yakışı Vatan diye seslendi!
Albümdeki her sayfa yüreğime akıyor
Bu İstiklal Marşı ki kalemler ağlatıyor
Bütün sayfalarında Atatürk’üm bakıyor
Kaşını her çatışı Vatan diye seslendi…!
Vatan diye seslendi…!
M. Levent ÖZGEÇ
Gönül Pınarı isimli kitaptan
2005
- – - MEYDAN OKURUM – - -
Ne sonbahar ne de kış soğutur bu gönlümü
Her yandan alev alsam KÖZE meydan okurum!
Eşim,dostum ahbabım varsın duymasın beni
Sözlüklere damlasam SÖZE meydan okurum!
İster yolum sarp olsun isterse de çakıllı
Kalemim nişanımdır bak sinemde takılı
İsteyen deli desin isteyen de akıllı
Bir yol çizdim kendime DÜZE meydan okurum!
Tuzak olsa her yerde akıl almaz biçim de
Namert’e nam verilse mert’te benim içimde
Bir tek yürek ararken yürekçikler içinde
Görmeyen bakar köre GÖZE meydan okurum!
Sebepsiz çok sebepler her an çıksa karşıma
Bir günde iki defa girsem yeni yaşıma
Varsın dünya kurulsun taht misali başıma
Bire bin haykırıp ta YÜZE meydan okurum!
Aynalar dostum benim baksam düşman bakıyor
Her geçen gün her saat içimi karartıyor
Hep sormuştum kendime kim kimi ağlatıyor
Gözlerimden yaş sızsa YÜZE meydan okurum!
Sırrımı aynaların sırlarına bırakıp
Sırrı dökülene dek yüreğime kapatıp
İbret olsun diyerek kendime bakıp bakıp
Yüzümdeki kedere İZE meydan okurum!
Ay buluta saklansa karanlık olur yollar
Fırtınalar kudursa eğilir bütün dallar
Kime faydası var ki,gönül kırdı mı kullar
Yaradan’a sığınıp YOZA meydan okurum!
Yaradan’a sığınıp YOZA meydan okurum..!
M. Levent ÖZGEÇ
Gönül Pınarı Kitabından
Akıl hastanesine düşen bir şahısın hastane Müdürüne
derdini şiirsel bir şekilde anlatmaya çalışması…
– - – MÜDÜR BEY- – -
Akıl pazarına açtım gönlümü
Delilere eş saydılar müdür bey!
Bir haftada yedi olan günümü
Senelere beş saydılar müdür bey!
Canım sıkılmıştı indim kayfeye
Gayem muhabbetti dahası niye
Doğruları kaptırınca eğriye
Yek dedikçe şeş saydılar müdür bey!
Akıllılar akıl kurup tezgaha
Sıralanıp dizildiler bir rafa
Koyun gibi düşüverdim bu gafa
Kızardıkça şiş saydılar müdür bey!
İzin almak için şöyle doğruldum
Cüzdanımla ikramlara boğuldum
Tesbih gibi masalarda dağıldım
Dağıttıkça iş saydılar müdür bey!
Kavga çıktı yüzellibeş çağrıldı
Her birimiz ayrı yöne savruldu
Komser Recep yığınlayıp kaldırdı
Topladıkça leş saydılar müdür bey!
Pusula güneyde ben kuzeydeydim
Hele bir görseydin ah ne haldeydim
Kahi gökyüzünde kahi yerdeydim
Yürüdükçe keş saydılar müdür bey!
Kurbanın olayım hor görme beni
Akıldan noksansam yazdım mı seni
Yaşarken sardılar ipli kefeni
Bakırköy’e baş saydılar müdür bey!
Bakırköy’e baş saydılar müdür bey..!
M.Levent ÖZGEÇ
Gönül Pınarı Kitabından
- – - KIRK SENE – - –
Karakoç uykusunu harman edip savurmuş
Rüyasında mübarek DÜŞ aramış kırk sene!
Aptala ibret için ne usanmış ne durmuş
Solucanlar da bile DİŞ aramış kırk sene!
Ne var ki;Bu gün hocam yazıyorsam o günü
İnan ki aratmıyor ne yarını ne dünü
Dünyamız dönse bile değişmiyor ki yönü
Bende her Mart ayında KIŞ aradım kırk sene!
Yutunca pantolonu etekteki desenler
İçindekini bırak pantol etekten inler
Sizleri bilmem ama benim gördüğüm binler
Yiğit olan hanıma EŞ aradım kırk sene!
Etrafıma bakmıştım gönülde yas gözde yaş
Ne gencinde belliydi ne ihtiyarında yaş
Karışınca sofraya haram lokma haram aş
Bu başımı koyacak DÖŞ aradım kırk sene!
Her bahar sabahında dolaşmaya çıkardım
Dilimden gözlerime hep ya sabır çekerdim
Göz yaşlarım düştükçe bu nefsime çökerdim
Kuytularda sığınıp LOŞ aradım kırk sene!
Aksam olsa kararır gördüğüm bu manzara
Diyerek yola düştüm geceler günden kara
Şeytan der insanlığı koy artık bir kenara
Adım adım yollarda LEŞ aradım kırk sene.
Adım adım yollarda LEŞ aradım kırk sene…!
M. Levent ÖZGEÇ
BIRAKMADILAR
Her akşam yüzlerce hayaller kurup
Dalmak istiyorduk bırakmadılar !
Bir aşk çeşmesinin yanında durup
Dolmak istiyorduk,bırakmadılar !
Şöyle bir düşündük gönüller yaslı,
Boş hayale daldık gözler hep yaşlı,
Bizden farklı mıydı Kerem’le Aslı,
Olmak istiyorduk,bırakmadılar !
Bir düş görsek hemen hayra yorardık,
Ne var ki gönüller artık karanlık.
Sen ben olsam beni,sende arardık,
Bulmak istiyorduk,bırakmadılar !
Şaşırıp kalmıştık,bu çıkmaz yolda
Bir gün arar olduk,koca bir yılda
Kaybolan sevdamız,kim bilir nerde
Bilmek istiyorduk,bırakmadılar !
Nerde kaldı bu aşk,sormayın bana
Ben bir yana düştüm,aşkım bir yana
Bedenler bıkınca,tak eder cana
Ölmek istiyorduk,bırakmadılar!
Ölmek istiyorduk,bırakmadılar..!
M. Levent ÖZGEÇ
DOKUZUNCU SOKAK
Umutlar ekildikçe bu gönül bahçesine,
Yollarım diken oldu,dokuzuncu sokakta!
Yedi yılda bin hüsran takılınca peşime,
Yıllarım diken oldu,dokuzuncu sokakta!
Elden bir şey gelmedi dikenlerin içinde
Hangi yana döndüysem,gül yok diken içinde
Gönlümün ızdırabı tarifsiz bir biçimde
Gözlerim hep yaş doldu,dokuzuncu sokakta!
Gözlerdeki bu yaşlar inince yüreğime,
Gönül çok hesap sordu,artık kendi kendine.
Vurdular acımadan bükülmez bileğime
Umutlar bir bir soldu,dokuzuncu sokakta!
Maziyi düşünsem boş,bu günse dünden sarhoş
Bir çıkmazın içinde,ister dolan ister koş,
Yüreğim bundan böyle,çok karanlık çok da loş
Yanlışı doğru bildi,dokuzuncu sokakta!
Yanlışı doğru bildi,dokuzuncu sokakta..!
M. Levent ÖZGEÇ
HAYAT TÖRPÜLEME SANATI
Şairin ifadesiyle;
Yazı yazdım Hasan’a
ha Hasan’a,ha sana…
Bizde almasını ve yaşatmasını bilene deyip geçelim…
HAYAT TÖRPÜLEME SANATI
1….Kendini çok beğen.Eleştiriye tamamen kapalı ol.Yaptığın her işi doğru say.
2….Menfaatine fazlasıyla düşkün ol.
3….Yaptığın işlerde hiç bir zaman hatayı kabul etme.Konuşmaların ve sözlerinle
karşıdakini öyle bir duruma getir ki sonunda hatayı kendindaramak zorunda
kalsın.
4…..Fazla ısrarcı ol..Israrın yüzünden karşındakini zor duruma düşürmezsin.
Israrını bir sevgi gösterisi say.Fazla ısrarın da terbiyesizlikten sayıldığını unut.
5…..Kendini her zaman çok akıllı ve kabiliyetli biri olarak gör.
6…..İnsanları da etki altına almaya çalış ki, sana danışmadan hiçbir işyapamasınlar.
7…..Kendi düşüncelerine ters olanların aleyhinde propaganda yaparak onları yalnız
bırakmaya çalış ki,her an yanında birileri olsun…
8…..Yalan da olsa kendine her zaman iltifat et.
9…..Başkalarının mutluluğu senin için hiç bir anlam ifade etmemeli bu mutluluğa
kendini de dahil ettirmeye çalış.
10….Çıkarın ve menfaatin sonunda doğabilecek sonuçları hiç bir zaman düşünme!
Zaten zonrası da seni hiç ilgilendirmez.
11…..Kendi çıkarını; Toplumun ve etrafındaki şahısların çıkarından üstün gör.kötü
gün dostuymuş gibi görün,bol,bol akıl ver.
12…..Düşüncen ve tasarladıkların olmaması halinde; İnat,ısrarcı ve özellikle baskıcı ol.
13…..Sürü psikolojisini her zaman kendine örnek al.
14…..Eflatun dermiş ki; Saygının olduğu her yerde korku olur ama korkunun olduğu
her yerde saygı olmaz.Bu sözü her zaman bir kenarda bırakmayı kendine prensip
et…
15…..Kısaca Hz.Ali’nin bu güzel sözünden yola çıkarak; Çevrendeki insanları
inandıkları gibi yaşatmayarak, yaşadıkları gibi inanmaya mecbur bırak.
Ve;
Son olarak düşün…Ben neymişim ya…?
M.Levent ÖZGEÇ
Mayıs 2001
İSİMSİZ
Biçilir üstüne beyaz bir kefen
Musallaya yatan beden sır olur.
Derse de gülleri kabrinde eren
Sanma ki güllerden mezar kır olur!
Düşünüp daldın mı şöyle derine
Mum ışık veriyor burda dibine
Bir ah değmiş ise aciz tenine
Gözlerden dökülen akar kir olur!
Bozulan gelenek bozulan töre
Karıştı bu düzen göz göre göre
Bildiğin kul kula olmuşsa köle
Yüreğim dediğin bakar kör olur!
Duymazsan içinde mazlum ahını
O zaman git seni kendinde tanı
Görülmüş mü makamıyla yatanı
Mekanına rahmet yağar kor olur!
Temennidir ancak dualarımız
Hep yarına olur umutlarımız
Mahşeri buldu mu hesaplarımız
Belki de bir ışık doğar nur olur!
M. Levent ÖZGEÇ
Mısralar da ağlar kitabından
Şair Abdurrahim KARAKOÇ’un
Mihriban şiirine
YİĞİDİM 1(Nazire)
Sarı saçlarıma deli gönlünü
Bağlasan da çözülüyor yiğidim
Bu sevdada bulamadın yönünü
Yolun sonu seziliyor yiğidim!
Yar deyince kalem geldi aklına
Mısraların şaşa kaldı aşkıma
Lambanda alevin döndü şaşkına
Aşk tarihe yazılıyor yiğidim!
Artık ne naz kaldı ne de bir hile
Bu aşkın diline bak düştük bile
Seneler asırlar değişti diye
Töreler de bozuluyor yiğidim!
Tabiplerde derman olsa yaraya
Aşk deyince derde derman arama
Her sevenin bir sevdiği var amma
Aşka hudut çiziliyor yiğidim!
Bağlandı diyelim bülbül gülüne
Çare var mı ayrılıkla ölüme
Alıştım bu bahtın tahammülüne
Boşa çalsam eziliyor yiğidim!
Tarif ettin işte sevdanı bana
Aşkın ıstırabı bir sende sanma
Sevdaya binlerce düğüm atsan da
Çözüyorlar çözülüyor yiğidim!
Çözüyorlar çözülüyor yiğidim…!
M. Levent ÖZGEÇ
13 Haziran 2001
‘Mısralar da Ağlar Kitabından’
Şair Abdurrahim KARAKOÇun Mihribanım şiirine naziredir.
—YİĞİDİM 2 —
Unutmak kolay olsaydı Unuturdum çoktan seni
Oğlum kızım olsa bile Avutur muydum kendimi
Ben dalımda kalırım hep Bu beden eriyene dek
Unutturmaz hiçbir sebep Unutamadım yiğidim!
Yıllar sinemde yaşlandı Anılar bir bir canlandı
Deli gönül uslanmadı Unutamadım yiğidim
Düşünürüm gündüz gece Aklımı almış üç hece
Hele Karakoç dedikçe Unutamadım yiğidim!
Geçen yıllar sevgi seli Gönül bu aşkın esiri
Bilmem nasıl sabretmeli Unutamadım yiğidim
Düzen kurulur sevgide Filizler açar yenide
İstersen bana deli de Unutamadım yiğidim
Unutamadım…!
M. Levent ÖZGEÇ
13 Haziran 2001
‘Mısralar da Ağlar Kitabından’
Canım hocam Halil SOYUER’İ rahmetle anıyorum.
Onun ‘KİM BUNLAR’ İsimli şiirinden etkilenerek yazılmıştır.
– - – KİM BUNLAR – - -
Benim gönül dünyama kimleri davet ettim
Bazıları vardı ki GELMEYE erindiler!
Mutlu olduğum anlar gözlerimde parlarken
Bazıları vardı ki GÜLMEYE erindiler!
Sabır çekip oturdum kıbleye yüzüm verip
İnsanların içini bir bir içime serip
Olanın ve bitenin o an farkına varıp
Sorduğum soruları BİLMEYE erindiler!
Çıkmazların içinde bir çıkar yol aradım
Gönlümde ki yer çoktu onları da sarardım
Ne yazık ki ben var ya bu uğurda sarardım
Gözümdeki yaşları SİLMEYE erindiler!
Gönlüm sükut etmedi kaybetmiştim kendimi
Karıştırdım içimde boylam mıydı enlem mi
Yitirince anladım benliğimde ki beni
Kaybolan umudumu BULMAYA erindiler!
Kendime geldiğim an vakit artık geçmişti
Benim gönül dünyamdan kimler gelip geçmişti
Müstehakmış onlara yanlış bir yol seçmişti
Bencilliği taşlara ÇALMAYA erindiler!
Açtığım bu gönülde KALMAYA erindiler…!
M.Levent ÖZGEÇ
‘ GÖNÜL PINARI Kitabından’
KIBRIS DESTANI
Kızılısı günün kör sabahında
Hevesleri sele verdim bu gece!
Şiryan olup her yürekte cenahta
Nefesleri yele verdim bu gece!
Duydum ki Kıbrıs’ı hüzün bürümüş
Yürekler dikenli telle örülmüş
Sancağım üstünden hesap görülmüş
Hesapları çöle verdim bu gece!
Libas giydim üzerime dar geldi
Söz söyledim edebime ar geldi
Alevimden Temmuz bana kar geldi
Ateşleri küle verdim bu gece!
Beşparmağı mesken tuttum gözümde
Ne hayaller dize geldi dizimde
Türk oğluyum hep destan var özümde
Yürekleri dile verdim bu gece.
Yürekleri dile verdim bu gece..!
M. Levent ÖZGEÇ
(Mısralar da Ağlar Kitabından)
Kızılısı; Yılın en sıcak günleri olan temmuz ayının ikinci yarısına
verilen ad.
Şiryan; Atardamar
Cenah; Savaş düzenindeki ordunun sağ veya sol iki yanındaki
kollarının her biri.
Libas; Elbise
Beşparmak : Kıbrıs’ta bulunan dağlar.
BEYİNLİ,BEYİNSİZLER..!
Yeni bir düz yazı ile huzurlarınızdayım! Eminim ki bu yazdıklarıma
sizlerde katılacaksınız!
Bu sefer kaleme almak istediğim konu beyin!Yanlış okumadınız
evet beyin..!Yani; Bazen sofralarımıza limon ile davet edilen,kimilerine
göre itici,kimilerine göre çekici bir lezzet olan beyin veya beyin salatası!
Zaten her beyinsofralara ulaşıp yenmiyor ama insanın kafasını,beynini
karıştıran beyinler tabiiki bazen sofralara da düşmüyor değil hani…
Canlı,cansız her şeyde olan beyin,örnek verecek olursak; Bir
hayvanın beyni,bir elektronik cihazın beyni,bilgisayarlarımızın beyni v.s.
Ayrıca bunların içerisinde bir tanesi var ki; Eşref-i Mahlukat denilen
yaradılanların en şereflisi olarak adlandırılan biz insanların beyni…
Bu kadar beyin içerisinde ise en tehlikeli olanıda insan beyni olduğunu
eminim ki sizde düşünmüşsünüzdür !
Biz insanlara bahşedilen bu beynin yanında birde nefs verilmiş ki,ikisi
birden her zaman bir bütünlük arz etmiştir.Bu nedenle bizler,birbirimize
saygı kavramını bazen karıştırıveririz ve aklımıza hemen bu güzel söz
geliverir ve sonra”’Bazı insanları tanıdıkça,hayvanlara daha fazla saygı
duymaya başlarız”’ sözü; Ne kadar bazı gerçekleri anlattığına hak veririz.
Şahsen benimde tespitlerimde dikkatimi çeken beyinle ilgili bir konu
daha olmuştur.Oda bir tek hayvanlarda şahit olduğumuz sürü psikolojisi.
Nadir olsa da bu psikolojinin bazı insanlarda da görüldüğüne de inandım.
Bir beyin deyip geçmemek lazım sanırım.Birine sinirlenildiği zaman veya
mantıksız bir teklif duyduğumuz zaman ‘ Kuş Beyinli’sözünü sanırım ki
hepimiz kullanmışızdır.Oysa,o kuşunda kendine göre küçük bir beyni vardır.
Ona yaklaşmaya çalıştığımız an kendisine zarar gelebileceğini düşünerek
uçup gider.Çok nadir olarak bir hayvan,başka bir canlıya zarar verir.
Ya önünden yemeğini almaya çalışırsın yada kendisine bir başka canlı
tarafından zarar gelebileceğini düşünerek kendini savunmaya geçer.
Peki düşünelim mi şimdi? Yaradılanların en şereflisi olan bizler,yani
eşref-i mahlukatların hepsi için verilen bu ünvanın ne kadarını hak
ediyoruz.Onun için ;
Beyinli,beyinsizlere biz ne diyelim,bilmem ki ?
M.Levent ÖZGEÇ
Genç yaşımda girmiştim bu karanlık yollara
Bir kaç yılın içinde dünümü arattılar !
Karanlıklar içinde gözüm dalarken yola
Dört duvarın dibinde önümü arattılar !
Dönüp baktım maziye halime gülüyordum
Düşünüp o günleri deli miydim diyordum
Yollar kapanmış artık çıkmazda gidiyordum
Şaşırınca yolumu yönümü arattılar !
Nefsine yenilince dost görünen zalimler
Gözyaşıma ağladı yarınımdaki dünler
Gönlümdeki feryadım mısralarımda inler
Aklıma düştüğü an günümü arattılar !
…………………………..Günümü arattılar…!
M. Levent ÖZGEÇ
- – -DÜŞÜNMEKTEN KORKAN mı VAR ? – - –
Bu sefer kaleme almak istediğim konu ;
Güzel sözlerin insanların hayatıyla bire bir nasıl bağlantılı
olduğunu örnekler vererek açıklamaya çalışmak olacaktır.
Kullanılan bu güzel sözlerin ne kadar önemli bir yere sahip
olduğuna,ne kadar gerçekleri anlattığına gelin birlikte karar
verelim.
İlk olarak sevgi ve saygı kavramını ele almaya çalıştım.
Eflatun der ki ; Saygının olduğu her yerde korku olur ama,
korkunun olduğu her yerde saygı olmaz.Bu konuda birde
Pastör’ün güzel bir sözü vardır.Oda demiş ki ;Ben bir çocuğa
baktığım zaman ona iki türlü duygu beslerim.Bunlardan birincisi ;
O bir çocuk olduğu için onu çok severim.İkincisi ise ; O yarının
bir büyüğü olduğu için ona çok fazla saygı duyarım.
Ne kadar gerçek payı olan güzel sözler değil mi ?
Bu güzel sözden de anlaşıldığı gibi sevgi de,saygı da her zaman
karşılıklı olmuş,birbirinden ayrılmayarak bir bütünlük arz etmiştir.
Zorla duyulan ne saygı ne de sevgi olur.Zorlama ile sevgi ve saygı
duydurmak isteyenler de,her zaman kişiliğinden ve karakterinden
kaybettikleri de açık olarak çevresi tarafından gözlenmiştir.
Yaradılanların en şereflisi olan bizler bazen saygı kavramını da
karıştırıveririz ve sonra ; Özellikle bazı insanları tanıdıkça,
hayvanlara daha fazla saygı duyduk ya…Diyerek bu acı gerçeğin
maalesef ne kadar doğru söylenmiş bir söz olduğunu kabul ederiz.
Menfaatler uğruna,büyük bir haz duyarak bir başka canlıya zarar
Veren yine bizler değil miyiz ? Bu konuda ise Thomos MORE şöyle der.
”’Birilerinin acıları ve üzüntüleri karşısında keyif sürüp saltanat yapmak
krallık değil,zindan bekçiliği yapmaktır.Bu sözü ise kesinlikle kabul
etmeyen maalesef yine bizleriz.Hele bazıları vardır ki ; Mikrofonla nikah
kıymışca, Ledric DUMAND ‘ın bu güzel sözünü de onaylar gibi
“Öyle horozlar vardır ki , Hep öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.”
Diyerek çevresinde bulunan insanları da yaktıklarının farkına bile
varmazlar.
Hepimiz bu kelimeleri çok sık kullanırız.”’ Bana akıl verme para ver
Veya aklını kendine sakla gibi…”Elbette akıl danışılacak insan,kişiden
Kişiye değişir.Hele akıl vermeye kalkan bir sözümde de söylediğim
gibi “toplum içinde kendisini çok zeki sanan insanlar,zekalarını da her
zaman kendi zekalarıyla yarıştıranlardır.” Veya Bourliagut’un sözüyle de
“Akıllı olmak isteyen bir eşeğin ilk katlandığı şey,kendisinin gerçekten
bir eşek olduğu gerçeğidir.” gibi…
Büyüklerimizin saygıyla ellerinden öperek şimdi bu güzel sözlere
korkuyla yaklaşanlara,Peyami SAFA’ nın söylediği gibi “Yaşlanarak değil,
yaşayarak tecrübe kazanılır,zaman insanları değil armutları olgunlaştırır”
sözü veya karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoş görebilirsiniz ama;
Hayatta ki asıl trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır sözünü…
Sanırım iyice düşünmemiz gerekmiyor mu..?
M. Levent ÖZGEÇ
- – - Menfaat Teröristleri – - -
Merhaba ! Yeni bir düz yazı ile huzurlarınızdayım. Yazmış olduğum
bu yazıma başlık yazarken çok düşündüm.Terörist derken de bu
kelimeye birde benzetme yaparak kaleme almak istedim.
Terörist kelimesi ; Vatan toprakları üzerinde Vatan ve bayrak
sevgisiyle yaşamaya çalışan insanlarımıza karşı uygulanmak istenen
bir çeşit şiddet ve yıldırma gösterisi olduğunu hepimiz biliriz.
Bu kelimeyi iki yönlü olarak incelememiz gerektiğini düşünüyorum.
Sanırım sizlerde benim düşüncelerime katılacaksınız.
Vatana,bayrağa ve milletine yürekten bağlı olan bir insanın tek
hedefi,bu sevdasıyla bu topraklar üzerinde huzur içerisinde
yaşamasıdır.
Yoksa ; Bu güzel kızıl derili sözünden hareketle ‘ Vatan toprakları
bize atalarımızdan miras kalmadı,bizler onu çocuklarımızdan ödünç
aldık ‘ nasıl diyebiliriz ? İleride bize sormazlar mı ? Baba veya anne ;
Bu Vatan benim size emanetimdi hani. Neden böyle yaptınız ?
Bu soruya nasıl bir cevap verebiliriz değil mi ?
Konuyu dağıtmadan dilerseniz birde teröristin diğer yüzüne bakalım.
Yani menfaat teröristlerine…Şimdi burada bazı konular farklı olsa da
düşünce aynı. Menfaat… Kısaca menfaati uğruna her şeyi göz önüne
alanlar. Dikkat ederseniz de her ikisinde ilk olarak kullanılmalar dikkati
çeker.
Bazı insanlar amaçları ne olursa olsun menfaatleri uğruna bir başka
insanları kullanmayı çok severler.Bir başka yazımda da söylediğim
gibi beyinli beyinsizler adını almaya hak edenlerin sayısı da sanırım
hiç az değil.
Sonuç olarak her iki durumda da söz konusu olan bir veya birden
Fazla terörist…Bu soruyu da her zaman kendime sormuşumdur.
Şimdi böylesi durumlardan yola çıkarsak verilmek istenen hizmet
veya planlanmak istenen düşünce de maalesef aynı değil midir..?
M. Levent ÖZGEÇ
- – - ANLAYANA – - –
Sanmayın bir benim hayatım söndü
Benimle üç garip,bakar ağlarız !
Sanmayın bu günler maziye döndü
Maziden resimler yakar ağlarız !
Daldıkça maziye gözler ıslanır
Islanmış gözlere gönül yaslanır
Yıkılan yürekler nasıl uslanır
Her an içimizi çeker ağlarız !
Bir felaket gelmiş bu başımıza
Zehir olup düşmüş her aşımıza
Acımamış bizim genç yaşımıza
Kadere hep boyun büker ağlarız !
İsyankar halimiz kimler içindir
Yürekler yandıysa sevda içindir
Benim yazdıklarım binler içindir
Her zaman bir hüzün çöker ağlarız !
Gün olur bu devran değişir elbet
Kalıcı değil ya biter bu nöbet
Şimdi gönülleri gel de davet et
O gün bir çift sözü döker ağlarız !
Döker ağlarız ..!
M. Levent ÖZGEÇ
UTANMADILAR ..!
O Adları andıkça mazime düşman oldum
Alfabemden harf sildim yine utanmadılar !
Her geçen gün her saat bin bir isyanla doldum
Çakalları dost bildim yine utanmadılar !
Dolaşmaya çıkmıştım yöneldim bir tarafa
Yaşlı gözlerim ile baka kaldım etrafa
O an gözüm takıldı dalınca o tarafa
Bir an karşımda buldum yine utanmadılar !
Gördüler bu halimi hala gülüyorlardı
Yıllardır bu bağrımı sanki kim deliyordu
Kabul etmezler ama iyi biliyorlardı
Hep biçar kalıp soldum yine utanmadılar !
…………………………….Yine utanmadılar..!
M. Levent ÖZGEÇ
- – - ARAMAYIN – - –
Gönlümün yönünü çevirdim artık
Karşıma çıkmaya yol aramayın !
Maziden çok anı devirdim artık
Gönlüme akmaya yıl aramayın !
Yıllarca gönlümle baş başa kaldım
Avutup ben beni hayale daldım
Selam değmeyenden selamın aldım
Gönlümü çalmaya dil aramayın !
Ne umutlar vardı döndüler gama
Elem keder içtim hep kana kana
Artık vakit çok geç dönmem o yana
Benden tutunacak dal aramayın !
Benden tutunacak dal aramayın ..!
M. Levent ÖZGEÇ
Yazı ile ilgili yorum yapın
Son Yazılar
Kategoriler
Dost Siteler
Magazin
Sizin İçin Seçtiklerimiz
Son Yorumlar
Çok Yorumlanan
Çok Okunan