Ana Sayfa » Hatira, Hatıra'nın Defteri

Hatıraca

10 Şubat 2007 42 defa okundu 10 Yorum

 

belki yıllar gecer aşk yalan olur
belki sen olmassın adın olur
ben yinede yeşil gozlu yar der
aşkı anlatırım çocuklara

sen merak etme yalanla gercek ergec cıkar ortaya
aşkı kaybettiğimizde ikimizde aglarız su kotu gunlerin bir tek anına
yinede geri gelmez zaMAN gittimi gidiyor ne fayda

illa kovucaksın demi beni
illa aglıcaksın aşkımıza
ve illa yar olcaksın baskasına
bırakıp beni senin hayalinle basbasa

hatıra

İlgili Yazılar:

  1. Aşka Esaret

10 Yorum »

  • Orhan ÖZEKİNCİ said:

    R VE O

    remziye oğuzcanoğlu ‘ na itafen ;

    ben yalnız sana açmıştım kalbimi
    yalnız senin için yazıyordum şiirler
    yaşlarını bir sana feda ediyordu gözler
    bir tek senin için soğuklara attım ellerimi
    yalanlardan temizledim saf düşüncelerimi
    yalnız seni yazabiliyordu bu dizeler
    bir tek seninle paylaşıyordum gecelerimi …

    her anımız aynı saatin kaderindeydi
    aynı şarkıların aynı nakaratı anlatıyordu bizi
    aynı şiirin aynı dizeleri yazıyordu sevgimizi
    aynı yolların aynı kaldırımlarıydı hayallerimiz
    aynı güneş ısıtıyordu saf aşkımızı
    ay ışığında bir biz karanlığa mahkumduk
    aynı gecelerde hep aynı siyahlığa bürünürdük
    o sert ayazlarda bir bizim gözlerimiz üşürdü
    aynı bulutların aynı yağmurunda ıslanırdık
    sen olmadan ben, ben olmadan sen hep yalnızdık …

    ikimizde sevmiyorduk sevmiyorum kelimesini
    ikimizde yalnızlığa uzak, aşka hep yakındık
    gözlerimizin o keskin rengi hep aynıydı
    sen git dediğinde ben hiç kalmadım yanında
    sen öl dediğinde nefes almayı haram bildim
    sen sevme dediğinde sevmek alçakça geldi
    sen beni terk ederken, döneceksin diye hep bekledim
    sen göz yaşlarınla ağlarken, benim içim hep kan ağladı …

    seni beklemek çok acıydı gelmemenin korkusuyla
    seni beklemek hep çaresizdi yılların yorgunluğuyla
    seni beklemek gözlerimi dikmekti geleceğin yola
    seni beklemek yağmurları çiğneyip yürümekti
    seni beklemek çilekeş bir şarabın sarhoşluğuydu
    aslında her kelime ezilip ufalanıyordu avuçlarımda
    aslında akla gelebilen şeyler tanımlamıyordu seni
    aslında aşkımı bir şiire yüklemek sana haksızlıktı
    aslında içimdekilere aşk demek bile tutarsızlıktı

    gün gelirde yollarımız habersizce ayrılırsa
    unutma bu şiiri ve unutma o saf şarkımızı
    unutma, yalnızlığı çekmeden sevdaya tutunamayacağını
    unutma sevgilim, ölümün bile yanında hiç kaldığını
    ve o eşsiz sevginin hiç bitmeyen bir savaş olduğunu
    ve sen unuttuysan maziyi, anla beni hiç sevmediğini
    o sevgi dediğin, kalbinin göz kırpışıdır .
    unutma, bu dünya insanın ilahi yalnızlığıdır
    unutma, sensizlik kalbimin kopan parçalarıdır
    unutma, ayrılık ruhumun toprağa yakınlığı,
    yüreğimin hiç geçmeyen hastalığıdır
    unutma sevdiğim; seni sevmemek, adımın taşlara yazılmasıdır …

    ayrılık nedir bilmiyorum, ayrılık kaçıncı ölümdür?
    Hangi mektubumun sözleri çınlar kulaklarında?
    Hangi şarkıda yaşadıklarımız aklına gelir?
    Hangi sokaktan geçerken boğazına anılar düğümlenir?
    Kaç yıl daha ben sanıp koşacaksın telefonlara?
    Hangi zilin çalışını benimkine benzettin?
    Hangi eli çiçekli şairi ben sanıp içini ilham doldurdun?
    Kaç köşe başına beni çıkacak diye gözlerini diktin?
    Hangi gülün kokusunda kasımpatı büyüsü aradın?
    Hangi vapurdan beni inecek diye bekledin?
    Hangi yıldızda kaybettin sana bakan yüreğimi?
    Hangi sahilde beni aradı gözlerin?
    Severken ayrılmanın acısını benim gibi yaşıyor musun?
    Gözlerini bilmem ama, yüreğinle ben gibi ağlıyor musun?
    Defterlerde değil ama kalbinde saklıyor musun aşkımızı?
    Yine eskisi gibi geç saatlerde mi yatıyorsun?
    Yine şemsiyelerin altında mı kaçıyorsun yağmurdan?
    Oysa ki sen bilmiyorsun, hayat ağır geliyor bana kahrından,
    Oysa ki sen bilmiyorsun, çektiğim acılarım sadece ayrılıktan …

    demek ki, dünya döndükçe aşk duracak
    bu aşkın günahını melekler bile yazamayacaktı.
    demek ki, Azrail bile bu sevdaya kıyamayacak
    Allah bile sensiz canımı alamayacaktı
    demek ki, sende veda edecek kadar seviyordun beni
    demek ki, çekip gidecek kadar tapıyordun düşlerimize
    demek ki, gözlerime bakacak kadar yüreğin varmış
    demek ki, bu şiiri okuyacak kadar aşkı biliyormuşsun
    demek ki, bu son dizeye kadar umut yüklemişsin kendine
    demek ki, bu şiiri yazdıracak kadar bahar kokuyormuşsun
    demek ki, ben seni çok sevmişim,
    demek ki, ben seni hep sevecekmişim ..
    son söze hiç gerek yok, şairler anlatamaz sevmeyi
    gözlerime bak, onlar anlatsın sana her şeyimi …

    orhan özekinci

  • çiçek said:

    anlatamıyorum seni uçsuz bucaksız denizlerden dahada güzelsin karanlığımı aydınlatanın sen benim biricik beyaz gülümsün

  • AŞIK SERSERİ said:

    Hayatta kimse için ağlamaya değmez
    Ağlamaya değenler zaten ağlatmaz
    Birgün ağlaman gerekirse başını dik tut ki
    Gözyaşların seni ağlatan kişi kadar alçalmasın ………

    Ben sana kalbimi verdim sen hançeri soktun
    Ne kadar o kalbi delik deşik etsende aşkım
    Ne yazık ki o yine senin için çarpmaya devam edecek
    İster üzerine sensizlik yağsın ister karşılık bulamasın………………………………………

    BİR ESKİ DOST GİBİ HATIRLA BENİ BİR SELAM VER YETER ZAHMET OLMAZSA UNUTMUŞ OLSANDA ESKİ GÜNLERİ ADIMI AN YETER ZAHMET OLMAZSA

  • berk said:

    yadısım nerelerdesın senı cokkkk ozledık senı sevıyoruz nursen halan

  • doğan işlek said:

    Bir zamanlar sevdiğim
    Biri anam biri yarim
    Yarim gitti oldu yalan
    Anam derdimden oldu talan
    Şu gönlüm olmus viran
    Her günüme girmiş haram
    Gözlerimde yaş kalbimde sızı
    Her günüm isyan her daim acı
    Ne gecem belli ne gündüzüm
    Ne saatim belli ne dakikalarım
    Seni kalbimden söküp atamıyorum
    Bu yalan dünya bana haram

  • murat gürsel said:

    seni sevdim gül gibi
    her zaman rüyamdasın
    unutamıyoum seni
    tek sevdeğim sensin

  • Musa Öz said:

    ÇOCUK

    Masamız bir yaz ayı. Sandalye
    Gölgesi ağacın
    Su damlacıkları düş kırıntılarıdır
    Kuşların düşürdüğü

    Senin yürüyüşünde
    Yorgun bir yazmanın endamı
    Sesin ki taçyaprağı
    Ya da uçarı bir pembe
    Soluğun terli, öfken terli. Sonra
    Kilim yere serilir
    Isınır taşlar suyun içinde
    Kuyuların kumu çoğalır
    Derin uykusuna dalar ay
    Ya sonra
    Sonrası bu işte

    Kirinden pasından arınır dünya
    Renk gelir dizlerime

    Gölgeler ki içidir evrenin
    Döker de seslerini
    Kaybolur gider sokak içlerinde
    Çocuk
    Sıkıca kavrayıp resimli ipini
    Gökyüzünü uçurur

    Bereketli bir tarlanın işmarısın
    İşveler içinde

    Musa Öz

  • Musa Öz said:

    DEĞİŞİM

    Okunaklı yol şarkılarına çalıştık
    Değişimdi ilk hecemiz

    Deniz ki yorgun tavrıyla
    O göksel kabuklarını
    Yoğun bir çabayla kum üzerine
    Değiştirir boyuna
    Ve yaşlı balıkçı ömrünü
    Kız ise kızlık zarını
    Ovalar dağlara değişir. Dağlar
    Çalışkan bulutlara

    Sözün bekareti çocuğun dişiyle

    Bir de gün saplanır güne
    Gibi devrilir usulca. Ay
    Bir entari düğmesi. Yıldızlar
    Ah yıldızlar ise düşünce…
    Balıkçı ile deniz, fikrini
    Dağlar akbabayı değiştirir
    Ve sırmalı kız geceleri
    Gül kokusuna çalışır da
    Bir ip kopar dantelinden ipince
    Ağzında
    Kırmızı erik çekirdeği

    Okul şarkısıydık biz dokunaklı

    Musa Öz

  • Musa Öz said:

    BİR ANA

    I
    Dudaklar yansa da dereler soğudu

    II
    Şarkılar söylüyor tarlakuşu
    Geçerken hüzünlü gül sandıkları
    Üşüyor anaların gözyaşıyla
    Güleç göller, utangaç gökyüzü
    Ve reçine kokuyor üzümler
    Taneleri iri yar gülümsemesi

    Güzdür şimdi anıları okşayan

    III
    Uçarken mavi gönül kelebeği
    Evlendi, çoğalsın diye çocuklar
    Ve bitti sevda, savruldu goncası
    Ölü güller taşıyor koynunda
    Ellerinde boş bir kuş yuvası

    Güzel olsun diye meyveleri
    Yaşlanan frenkincirleri, boz alıçlar
    Gibi soldu her gebe kalışında
    Ah hangi üzgün cephede şimdi
    Uykusuz geceleri, can yongası

    IV
    Bir Yemen türküsü güz bahçesinde

    V
    Ve o bitmeyen kalp ağrısı

    Musa Öz

  • Musa Öz said:

    KUMRU

    I
    İskelede, sapan taşıyla
    Bir kumruyu vurdular
    Açtım yüreğini
    Yıllar önce küçük sevgilimin
    Dizime attığı taş
    Düşüverdi avucuma
    Kanadı durdu günlerce

    Ve yine o kızı
    Koşup buldum yollarda
    Öptüm kekre dudaklarını
    Ah, tık dedi taş
    Döküldü menevişler dalından
    Bir arpacık kuşu
    Alıp göğü uçuverdi

    II
    Günah işlemenin güzelliği
    Gibi büyürdü Kaleiçi sokaklarında
    Eteği savruk düşlerim

    III
    Bir kumruyu vurdular
    Soldurdular eski sokakları

    Musa Öz

Yazı ile ilgili yorum yapın

Konuyla ilgili yorumlarınızı ve sormak istediklerinizi aşağıya yazabilir diğer okuyucularla ve yazarla paylaşabilirsiniz, yazıdan alıntı yapacak olursanız lütfen geribildirim yapmayı unutmayın. Yazıdaki yorumları RSS olarak takip etmek için tıklayınız.

Lütfen konu dışında yazı yazmayınız